Türkiye Yapay Zeka Mevzuatı Nerede Duruyor? (2026)

Belge Bolluğu, Kural Kıtlığı: Türkiye’nin Yapay Zeka Mevzuatı Nerede Duruyor?

Son on sekiz ayda Türkiye, yapay zeka konusunda 923 sayfalık bir meclis raporu, beş yıllık bir eylem planı ve Cumhurbaşkanlığı genelgesi üretti. TBMM’de bekleyen dört ayrı kanun teklifi var. Kütüphane hızla doluyor.

Buna karşılık bir müvekkil size şu soruyu sorduğunda cevabınız değişmiş değil: “Yapay zeka ile ürettiğimiz bu görsel kime ait?”

Türkiye’nin yapay zeka mevzuatı belge bakımından zengin, kural bakımından yoksul. Bu yazıda tabloyu üç katman hâlinde çıkarıyorum ve her katmanın hangi soruyu cevapladığını, hangisini atladığını gösteriyorum.

Birinci Katman: Strateji ve Eylem Planı

Türkiye’nin ilk kapsamlı adımı Ağustos 2021’de geldi. 2021/18 sayılı Cumhurbaşkanlığı Genelgesi ile Ulusal Yapay Zeka Stratejisi (2021-2025) yürürlüğe girdi. Strateji beş yıllık süresini doldurdu.

Yerini alan belge çok daha iddialı. Türkiye Yapay Zeka Eylem Planı (2026-2030), 13 Haziran 2026’da Türkiye Yapay Zeka Zirvesi’nde kamuoyuyla paylaşıldı. Ardından 2026/9 sayılı Cumhurbaşkanlığı Genelgesi ile bağlayıcı hâle geldi ve genelge 18 Ağustos 2026 tarihli Resmî Gazete’de yayımlandı. Plan Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı koordinasyonunda hazırlandı ve dört ilke üzerine kuruldu: fark et, istifade et, üret ve yönet.

Sayısal hedefler ciddi. 2030’a kadar veri merkezi kurulu gücünün en az bir gigavata çıkarılması, veri merkezi ve bulut altyapıları için en az on milyar dolarlık kaynağın harekete geçirilmesi, kamu yatırımlarından yapay zekaya yüzde iki pay ayrılması öngörülüyor. Ayrıca 81 ilde atölyeler düzenlenerek iki yıl içinde beş milyon vatandaşa eğitim verilmesi planlanıyor.

Şimdi bizi ilgilendiren bölüme gelelim. Plan fikri mülkiyeti atlamıyor. TÜRKPATENT bünyesinde bir “Yapay Zeka Hızlı Hat” uygulaması öngörüyor; yapay zeka teknolojilerine ve yapay zeka kullanan buluşlara yönelik sınai mülkiyet başvuruları için şeffaf beyan ve hızlandırılmış inceleme süreçleri işletilecek. İlk on iki ay içinde bu hattın tam işleyişe geçmesi, orantılı risk rehberi ile sektör eklerinin yayımlanması ve Ulusal Yapay Zeka Etik Kurulu’nun kurulması hedefleniyor.

Dikkat edin: fikri mülkiyet başlığının tamamı sınai mülkiyete ayrılmış. Patent, marka, tasarım. Telif hakkı ve FSEK, planın bu bölümünde yer almıyor.

Bu bir gözden kaçırma değil. Kurumsal bir tercih. Eylem planı sınai mülkiyeti bir teşvik aracı olarak ele alıyor; telif hakkı ise teşvik değil, ihtilaf üretiyor. Dolayısıyla plan, çözülmesi kolay olanı alıp zor olanı bırakmış durumda.

İkinci Katman: Meclis Araştırması Komisyonu Raporu

Asıl hukuki tartışma ikinci katmanda yürüyor.

TBMM, 2 Ekim 2024 tarihli kararıyla yapay zeka alanında hukuki altyapının oluşturulması amacıyla bir Meclis Araştırması Komisyonu kurdu. Komisyon Ocak 2025’te faaliyete geçti ve dört ay boyunca 119 uzman, akademisyen ve kamu yetkilisinden görüş aldı. Raporunu 30 Mart 2026’da yayımladı. Metin 923 sayfa ve 260 sıra sayısını taşıyor. Komisyona AK Parti Eskişehir Milletvekili Fatih Dönmez başkanlık etti.

Raporun temel önerileri şöyle sıralanıyor. Çerçeve nitelikli bir Türk Yapay Zeka Kanunu hazırlanmalı. Koordinasyon ve düzenleyici otoriteyi tek çatı altında toplayacak bir Türkiye Yapay Zeka Kurumu kurulmalı; ancak sıfırdan kurum kurmanın zaman ve maliyet yükü göz önüne alınarak, alternatif olarak Siber Güvenlik Başkanlığı’nın dönüştürülmesi değerlendirilebilir. Düzenleyici deneme alanları oluşturulmalı. Avrupa Konseyi Yapay Zeka Çerçeve Sözleşmesi onaylanmalı.

Telif tarafında ise rapor iki şey yapıyor.

Birincisi, FSEK’e bir veri madenciliği istisnası eklenmesini öneriyor. Bu, Türk hukukundaki en somut boşluklardan birine işaret ediyor. Türkiye’de metin ve veri madenciliğine özgü bir istisna bulunmuyor ve mevcut istisnalar ABD’deki adil kullanım gibi açık uçlu değil; sınırlı ve belirli kullanım hâllerine bağlı.

İkincisi, çıktı üzerindeki hak sahipliği sorusunda üç teorik yaklaşımı analiz ediyor. Geliştirici teorisi hakkı modeli geliştiren şirkete tanıyor. Kullanıcı teorisi istemi giren ve çıktıyı şekillendiren kişiye tanıyor. Kamu malı teorisi ise gerçek bir insan yaratıcılığı bulunmadığında çıktının eser sayılmaması ve kamu malına dönüşmesi sonucuna varıyor.

Rapor bu üç teoriyi sıralıyor ve orada duruyor. Bir tercih yapmıyor.

Bu, eleştirilecek bir tutum olmayabilir. Bir araştırma komisyonunun işi seçenekleri ortaya koymaktır. Ancak pratik sonuç değişmiyor: soru hâlâ açık. Komisyon başkanı Dönmez’in yapay zeka destekli şarkıların telifine ilişkin soruya verdiği cevap bunu açıkça ortaya koyuyor. Mevzuatta bir tanımlamaya ihtiyaç olduğunu, konunun paydaşlarla geliştirilebileceğini ve henüz çok erken olduğunu belirtiyor.

Rapor eleştirisiz de karşılanmadı. TMMOB, 1 Nisan 2026 tarihli görüşünde, komisyonda yer alan milletvekillerinin talebine rağmen meslek odalarının ve ilgili uzmanlık alanlarının komisyona çağrılmadığını belirtti. Alternatif Bilişim Derneği ise merkezi veri havuzu yaklaşımının kitlesel gözetim riski taşıdığına dikkat çekti.

Üçüncü Katman: TBMM’de Bekleyen Teklifler

Üçüncü katmanda dört ayrı kanun teklifi var ve hiçbiri yasalaşmış değil. Türkiye’de yapay zekaya özgü, yürürlükte tek bir kanun bulunmuyor.

Tekliflerin dağılımı stratejik bir ayrışmayı gösteriyor.

2024’te sunulan 2/2234 esas numaralı teklif, Avrupa Birliği tarzı kapsamlı bir çerçeve kanunu öngörüyor. Yani ayrı bir yapay zeka kanunu çıkarma yaklaşımını benimsiyor.

23 Temmuz 2025 tarihli Türk Ceza Kanunu değişikliği teklifi ise noktasal müdahale yolunu seçiyor. Yapay zekanın hukuki tanımını yapıyor, artırılmış ceza sorumluluğu getiriyor, deepfake içerikler için altı saatlik müdahale zorunluluğu öngörüyor ve BTK’ya idari para cezası yetkisi tanıyor.

10 Kasım 2025 tarihli teklif de aynı yolu izliyor. Gerekçesinde bu tercih açıkça savunuluyor: yeni bir kanun ihdasına gerek kalmaksızın mevcut temel kanunlarda değişiklik yapılarak hukuki çerçevenin oturtulması gerektiği belirtiliyor.

Dördüncüsü ise doğrudan bizim alanımıza giriyor. 2/3634 esas numaralı FSEK değişikliği teklifi, yapay zeka sistemlerinin eğitimi için kullanılan veriler bakımından lisans yükümlülüğü getiriyor. Teklif Eylül 2026 itibarıyla hâlâ komisyonda bekliyor.

Bu teklif doktrinde ciddi eleştiri aldı. Eleştirinin odağında çifte lisanslama yaklaşımı var: teklif yalnızca eğitim verisi için değil, yapay zeka çıktılarının kullanımı için de nihai kullanıcıya bir lisans yükümlülüğü getiriyor. Eğitim verisi için lisans aramak, emeğin korunması bakımından savunulabilir bir zemine oturuyor. Buna karşılık çıktının kullanımını ikinci bir lisansa bağlamak, korunmayan bir ürün için bedel talep etmek anlamına geliyor.

Dört Belgenin Ortak Boşluğu

Şimdi üç katmanı yan yana koyalım.

Eylem planı fikri mülkiyeti sınai mülkiyetle sınırlı ele alıyor. Komisyon raporu telif sorusunu üç teoriyle tarif ediyor, cevaplamıyor. FSEK teklifi lisanslama üzerine kurulu; kimin eser sahibi olduğunu düzenlemiyor. Diğer üç teklif ise ceza hukuku, internet mevzuatı ve genel çerçeve üzerine odaklanıyor.

Sonuç şu: Türkiye’nin yapay zeka mevzuatı hazırlığı, çıktı üzerindeki hak sahipliği sorusuna hiçbir katmanda cevap vermiyor.

Bu boşluk teorik değil. Bir ajans müşterisine görsel teslim ederken, bir yayınevi kapak tasarımı sipariş ederken, bir müzik yapımcısı yapay zeka destekli bir düzenleme kullanırken sözleşmeye ne yazacağını bilmiyor. Mahkemeler önlerine gelen uyuşmazlıkları standart normlarla çözmek durumunda kalacak. Bu da hem hak sahipleri hem geliştiriciler bakımından belirsizlik üretiyor.

Türkiye Gerçekten Geride mi?

Karşılaştırma yapmadan bu soruya cevap vermek haksızlık olur.

Avrupa Birliği Yapay Zeka Tüzüğü’nün genel amaçlı model yükümlülükleri Ağustos 2025’te uygulanmaya başladı. İtalya ulusal yapay zeka kanununu Ekim 2025’te yürürlüğe koydu. Japonya ise Mayıs 2025’te cezai yaptırım içermeyen bir “temel kanun” modeli benimsedi ve gelişmiş bir teknoloji altyapısının zorlayıcı bir model olmadan da düzenlenebileceğini gösterdi.

Yani Türkiye olağandışı biçimde geç kalmış değil. Komisyon raporunun çıkardığı yol haritası da uluslararası karşılıklarıyla uyumlu.

Ancak telif boşluğu Türkiye’ye özgü bir keskinlik taşıyor. Avrupa Birliği’nde çıktı üzerindeki eser sahipliği sorusu cevapsız olsa da, eğitim verisi tarafında Dijital Tek Pazar Direktifi’nin metin ve veri madenciliği istisnaları var. Japonya’da Telif Kanunu’nun ilgili hükmü geniş bir alan tanıyor. Türkiye’de ise ne çıktı tarafında bir cevap ne girdi tarafında bir istisna bulunuyor. İki boşluk üst üste biniyor.

Komisyonun FSEK’e veri madenciliği istisnası eklenmesi önerisi tam da bu nedenle önemli. Öneri hayata geçerse, en azından girdi tarafındaki belirsizlik azalır.

Önümüzdeki On İki Ay

Takip edilmesi gereken üç gösterge var.

Birincisi, eylem planının kendi taahhüt ettiği on iki aylık kilometre taşları. Orantılı risk rehberi ve sektör ekleri yayımlanacak mı? Ulusal Yapay Zeka Etik Kurulu kurulacak mı? TÜRKPATENT Yapay Zeka Hızlı Hat tam işleyişe geçecek mi? Bu üç adımın gerçekleşip gerçekleşmemesi, planın uygulanabilirliği hakkında en net sinyali verecek.

İkincisi, Avrupa Konseyi Yapay Zeka Çerçeve Sözleşmesi’nin onaylanıp onaylanmayacağı. Komisyon raporu bunu öncelikli adım olarak öneriyor. Onay gerçekleşirse, iç hukuktaki diğer reformların yönü de büyük ölçüde belirlenmiş olur.

Üçüncüsü, 2/3634 esas numaralı FSEK teklifinin akıbeti. Teklif mevcut hâliyle yasalaşırsa Türkiye, çıktı kullanımını lisansa bağlayan ender ülkelerden biri olur. Komisyonun önerdiği veri madenciliği istisnasıyla birlikte yeniden yazılırsa, tablo bambaşka bir yere gider.

Pratik Sonuç

Bu belirsizlik ortamında çalışanlar için üç tavsiye.

Sözleşmelerinizi mevcut hukuka göre kurun, beklenen hukuka göre değil. Teklifler yasalaşana kadar bağlayıcı olan tek şey yürürlükteki FSEK. Devredemeyeceğiniz bir hakkı devrettiğinizi yazmayın.

Yapay zeka kullanımınızı belgeleyin. Hangi aracı, hangi aşamada, hangi katkıyla kullandığınızı kayıt altına alın. Düzenleme geldiğinde geçmişe yönelik bir beyan yükümlülüğü doğması ihtimali düşük değil.

Girdi tarafını ayrıca değerlendirin. Kendi verinizle model eğitiyor ya da ince ayar yapıyorsanız, veri kaynaklarınızın lisans durumu bugün sizin için çıktı sorusundan daha acil bir mesele.

Sonuç

Türkiye’nin yapay zeka mevzuatı hazırlığında eksik olan şey belge değil. Strateji var, eylem planı var, 923 sayfalık rapor var, dört teklif var.

Eksik olan tercih. Üç teori sıralanmış, hiçbiri seçilmemiş durumda. Ve bu tercihi yapmadan, önümüzdeki on iki ayda yayımlanacak hiçbir rehber, kurulacak hiçbir kurul, işleyişe geçecek hiçbir hızlı hat, o müvekkilin sorusunu cevaplamayacak.

Görsel kime ait? Cevap, bugün itibarıyla hâlâ kimsede yok.


Başlıca kaynaklar

  • Türkiye Yapay Zeka Eylem Planı (2026-2030) ile İlgili 2026/9 Sayılı Cumhurbaşkanlığı Genelgesi, 18.08.2026 tarihli ve 33344 sayılı Resmî Gazete
  • Ulusal Yapay Zeka Stratejisi (2021-2025), 2021/18 Sayılı Genelge, 20.08.2021 tarihli ve 31574 sayılı Resmî Gazete
  • TBMM Yapay Zeka Araştırma Komisyonu Raporu, Sıra Sayısı 260, 30.03.2026
  • TBMM, 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanununda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun Teklifi, Esas No: 2/3634
  • TMMOB, TBMM’nin Yapay Zeka Komisyonu Raporuna İlişkin Görüş, 01.04.2026
  • Alternatif Bilişim Derneği, TBMM Yapay Zeka Araştırma Komisyonu Raporu Hakkında Görüş ve Öneriler, 03.04.2026
  • SETA, Türk Yapay Zeka Kanununa Doğru: TBMM Raporunun Hukuki Değerlendirmesi, 2026
  • 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu
  • Avrupa Birliği Yapay Zeka Tüzüğü (Regulation (EU) 2024/1689)
  • Avrupa Konseyi Yapay Zeka Çerçeve Sözleşmesi