Giriş
Motorlu kara taşıtı kiralama faaliyeti, uzun yıllar boyunca kendine özgü bir sektörel çerçeveden yoksun biçimde yürütülmüş; ilişkinin hukuki altyapısı esas itibarıyla 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun kira sözleşmesine ilişkin genel hükümleri, 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun’un haksız şart ve genel işlem koşullarına ilişkin düzenlemeleri ile 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun işleten sorumluluğuna dair hükümlerinin birlikte uygulanmasıyla kurulmuştur. Bu dağınık yapı, uygulamada özellikle depozito iadesi, hasar bedeli talepleri, değer kaybı, rezervasyon iptalleri ve elektronik platformlar üzerinden kurulan ilişkilerde belirsizliklere ve tekrar eden uyuşmazlıklara yol açmıştır.
15 Ağustos 2026 tarihli ve 33341 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Motorlu Kara Taşıtlarının Kiralanması Hakkında Yönetmelik, bu boşluğu doldurmayı amaçlayan ilk bütüncül düzenlemedir. Yönetmelik, 6585 sayılı Perakende Ticaretin Düzenlenmesi Hakkında Kanun’un 16 ncı maddesinin birinci fıkrasının (b) ve (ç) bentleri, 6563 sayılı Elektronik Ticaretin Düzenlenmesi Hakkında Kanun’un 11 inci maddesinin birinci fıkrası ile 1 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi’nin 446 ncı maddesine dayanılarak hazırlanmıştır. Yürürlük tarihi 1/1/2027 olarak belirlenmiş, ayrıca kademeli bir geçiş takvimi öngörülmüştür.
Bu çalışmada, Yönetmelik ile mevzuatımıza ilk defa giren kurumlar, uygulama bakımından öne çıkan hükümler ve doktrinde ya da uygulamada tartışılması muhtemel hususlar genel bilgilendirme amacıyla ele alınmaktadır.
I. Kapsam ve Uygulama Alanı
Yönetmelik, gerçek veya tüzel kişi tacirler ile esnaf ve sanatkârların motorlu kara taşıtı kiralama faaliyetlerini; yetki belgesinin verilmesi, tadili ve iptalini; Bilgi Sisteminin kurulması ve işletilmesini; işletme ile kiracının hak ve yükümlülüklerini; elektronik ortamda yapılan ön ödemeli rezervasyonları ve ilan/aracı platformların yükümlülüklerini kapsamaktadır. Kiralamaya konu taşıtlar, tescil belgesinde sınıfı M1, M1G, N1 ve N1G olan taşıtlarla sınırlandırılmıştır.
Kapsam dışında bırakılan alanlar ise dört başlık altında toplanmıştır: uzun süreli kiralamalar (otuz gün ve üzeri), kiracısı tüketici niteliğini haiz olmayan kısa süreli kiralamalar, paylaşımlı kiralamalar (car sharing) ve kamp taşıtı kiralamaları. Bu tercih, düzenlemenin ağırlık merkezinin tüketici işlemi niteliğindeki kısa süreli kiralamalar olduğunu göstermektedir.
II. İlk Defa Getirilen Düzenlemeler
1. Yetki belgesi zorunluluğu ve sektöre giriş şartları
Yönetmeliğin en temel yeniliği, ticari faaliyet kapsamında motorlu kara taşıtı kiralamasının yetki belgesine bağlanmasıdır. Böylelikle sektöre giriş, ilk defa idari bir izin rejimine tabi kılınmaktadır. Yetki belgesi il müdürlükleri tarafından Bilgi Sistemi üzerinden düzenlenmekte, her bir işletme için ayrı ayrı verilmekte ve devredilememektedir.
Hukuk tekniği bakımından dikkat çeken bir başka düzenleme, aksi Bakanlıkça tespit edilmedikçe her bir kiralama işleminin ticari faaliyet kabul edileceğine ilişkin karinedir. Bu karine, kayıt dışı kiralamalarla mücadelede ispat yükünü tersine çevirmesi bakımından işlevseldir.
2. Mesleki yeterlilik belgesi şartı
Motorlu kara taşıtı kiralama sorumlusu ve kiralama danışmanı olarak istihdam edilebilmek, Mesleki Yeterlilik Kurumu tarafından onaylanan “Motorlu Kara Taşıtı Kiralama Danışmanı (Seviye 4)” ulusal yeterliliğine dayalı belgeye sahip olma şartına bağlanmıştır. Mesleğin ilk defa nitelikli insan kaynağı ölçütüne bağlanması, hizmet kalitesi bakımından önemli bir eşik oluşturmaktadır.
3. Motorlu Kara Taşıtı Kiralama Bilgi Sistemi
Yetki belgesi başvurularının, tadil ve iptal işlemlerinin, kiralamaya konu taşıtların kaydının ve platformlarca yapılacak doğrulamaların yürütüleceği merkezî bir Bilgi Sistemi kurulmaktadır. Satın alınan veya kiralama yoluyla temin edilen taşıtların kiralamaya konu edilmeden önce sisteme kaydedilmesi, işletmenin tasarrufundan çıkan taşıtların ise kaydının silinmesi zorunludur. Yetki belgesine sahip işletmelerin güncel listesine bu sistem üzerinden erişilebilecek olması, hem tüketici hem de platformlar bakımından doğrulanabilir bir referans kaynağı yaratmaktadır.
4. Filo kompozisyonuna ilişkin nicel ve niteliksel şartlar
Yönetmelik, kiralamaya konu taşıtlar bakımından asgari sayı, yaş ve kilometre ölçütleri getirmektedir. Büyükşehir belediyesi olan illerin nüfusu otuz bini geçen ilçelerinde en az beşi işletme adına tescilli olmak üzere asgari on taşıt; diğer yerlerde en az ikisi işletme adına tescilli olmak üzere asgari beş taşıt aranmaktadır. Klasik taşıtlar hariç olmak üzere taşıtların model yılına göre altı yaşın üzerinde olmaması, elektrikli taşıtlarda üç yüz bin, diğerlerinde yüz seksen bin kilometreyi aşmamış olması gerekmektedir.
Bu başlık altında mevzuatımız bakımından gerçek anlamda yeni olan husus, birinin Türkiye’de üretilmiş olması koşuluyla asgari iki adet hibrit veya tam elektrikli taşıt bulundurma yükümlülüğüdür. Böylece bir ticaret yönetmeliği, ilk defa doğrudan çevre politikası ve yerli üretimi destekleme aracı olarak kurgulanmaktadır.
5. Depozitonun hukuki rejimi
Depozito, ilk defa tanımlanmakta ve sınırlandırılmaktadır. Altı gün ve altındaki kiralamalarda en fazla üç günlük, yedi ilâ yirmi dokuz günlük kiralamalarda ise en fazla yedi günlük kira bedeli tutarında depozito alınabilecektir. Depozitodan hangi kalemlerin karşılanabileceği tahdidi biçimde sayılmış; çek, senet, teminat mektubu, kefaletname veya benzeri borç doğurucu belgelerin depozito olarak alınması yasaklanmıştır. İade işlemlerinin, sözleşmenin sona erdiği ve taşıtın iade edildiği tarihi izleyen yedi gün içinde tamamlanması zorunludur.
Uygulamada sıklıkla uyuşmazlık konusu olan bir noktaya da açık hüküm getirilmiştir: taşıt tesliminde kolayca tespit edilemeyecek nitelikteki arıza, çizik ve göçük gibi hasarlar ile olağan kullanımdan kaynaklanan aşınma ve yıpranmalar nedeniyle depozitodan kesinti yapılamayacaktır.
6. Hasar ve arızada ispat rejimi ile mali sorumluluğun güvence altına alınması
Kanaatimizce Yönetmeliğin en dikkat çekici yeniliği bu başlıkta yer almaktadır. İlk olarak, kira süresi içinde meydana gelen arızalarda, işletme tarafından ispatlanmadığı sürece arızanın kiracıdan kaynaklanmadığı kabul edilmektedir. İkinci olarak, kiracıdan hasar veya arıza bedeli talep edilebilmesi, hasarın ve maliyet tutarının yetkili ve bağımsız bir ekspertiz raporuyla belgelendirilmesine bağlanmış; işletmenin kendi personeli ya da doğrudan veya dolaylı olarak bağlantılı olduğu kişi ve kuruluşlarca hazırlanan raporların ispat aracı olarak kullanılamayacağı açıkça düzenlenmiştir.
Üçüncü olarak, taşıt teslim ve iade belgesi düzenlenmeyen kiralamalar ile iade belgesinde belirtilmeyen hasarlar için kiracıdan bedel talep edilemeyeceği; teslim belgesi kiracıya zamanında verilmeyen kiralamalarda ise kiracıdan kaynaklanan bir hasar bulunduğunun ileri sürülemeyeceği hükme bağlanmıştır. Dördüncü olarak, değer kaybı talepleri, tarafların anlaşması hâli dışında sigorta tahkim kararı veya ilam niteliğinde bir karar bulunması şartına bağlanmıştır.
Nihayet, kiracının ve ek sürücünün hasar kaynaklı mali sorumluluklarının kira süresi boyunca işletme tarafından güvence altına alınması yükümlülüğü getirilmekte; bu güvencenin kasko sigortası teminatıyla da yerine getirilebileceği belirtilmektedir. Güvence yükümlülüğünün dışında kalan hâller ise ağır trafik ihlalleri, kasten verilen zararlar, taşıtın kiracının kusuruyla yetkisiz kişilerce kullanılması ve taşıtın yasa dışı faaliyetlerde kullanılması ile sınırlı tutulmuştur. Buna paralel olarak kiralama hizmetinin ek sigorta, kasko veya hasar güvencesi gibi bir mal ya da hizmet alma şartına bağlanması yasaklanmıştır.
7. Ön ödemeli rezervasyonlara özgü rejim
Elektronik ortamda yapılan ön ödemeli rezervasyonlar ilk defa ayrı bir maddede düzenlenmiştir. Rezervasyon formunun asgari içeriği belirlenmiş; rezervasyonun onaylanmasından hemen önce, onayın ön ödeme yükümlülüğü doğurduğu hususunda açık ve anlaşılır bilgilendirme yapılmaması hâlinde kiracının rezervasyonla bağlı olmayacağı öngörülmüştür. Kiracıya, rezervasyonun yapıldığı tarihte gerekçe göstermeksizin değişiklik ve iptal hakkı tanınmış; teslim saatinden önceki yirmi dört saat içindeki iptaller bakımından ise en fazla bir günlük kira bedeli tutarında iptal bedeli sınırı getirilmiştir.
Ayrıca, taşıtın mazeretsiz olarak teslim alınmaması hâlinde işletmenin bir ilâ altı günlük kiralamalarda en az on iki saat, yedi gün ve üzeri kiralamalarda en az bir gün bekleme yükümlülüğü düzenlenmiştir. Bu süreye uyulmaksızın taşıtın başka bir kiracıya kiraya verilmesi, bedellerin kesintisiz iadesi sonucunu doğurmaktadır. Rezervasyon formunda belirtilen segmentte taşıt bulunmaması hâlinde ek bedel talep edilmeksizin eş değer veya üst segment taşıt tahsisi esası da bu bağlamda önemlidir.
8. İlan platformları ve aracı platformlara ilişkin düzenlemeler
Yönetmelik, 6563 sayılı Kanun’dan aldığı yetkiyle ilan platformları ile aracı platformları da kapsamına almaktadır. Bu platformlar, işletmenin üyeliğinin veya kaydının yapılmasından ve yenilenmesinden önce Bilgi Sistemi üzerinden yetki belgesi kontrolü yapmak, ilana konu taşıta ilişkin ilan verme yetkisini doğrulamak ve ilan içeriğine ilişkin asgari standartları sağlamakla yükümlü kılınmıştır.
Bunun yanında, aracı platformlar bakımından her hâlükârda haksız ticari uygulama sayılan hâller tahdidi olarak sayılmıştır. Bunlar arasında; kiralama işlemi nedeniyle işletmeye yapılması gereken ödemenin en geç beş iş günü içinde tamamlanmaması, işletme ve kiracıdan elde edilen verilerin işletmelerle rekabet ederken kullanılması, aracılık sözleşmesinde geçmişe etkili değişiklik yapılması, kampanyalı sunuma zorlama ve kamu kurumlarına veya adli mercilere başvurulması gerekçesiyle sıralamada geriye düşürme gibi uygulamalar yer almaktadır. Bu katalog, e-ticaret mevzuatındaki yaklaşımın taşıt kiralama sektörüne uyarlanmış hâli olarak okunabilir.
III. Uygulama Bakımından Öne Çıkan Diğer Hükümler
Kilometre sınırı belirlenmesi hâlinde saatlik kiralamalarda en az yirmi, bir ilâ altı günlük kiralamalarda günlük en az yüz elli, yedi ilâ yirmi dokuz günlük kiralamalarda günlük en az yüz kilometre tavanı öngörülmüştür. Bir saate kadar iade gecikmelerinde kiracıdan bedel talep edilemeyecektir. Hızlı geçiş sistemi talep hâlinde bedelsiz olarak kiracının kullanımına sunulacak, yalnızca geçiş ücreti tahsil edilebilecektir. Taşıtta unutulan eşyanın aynı gün bildirilmesi ve en az bir ay muhafazası, kira süresi içinde gereken periyodik bakım süresinin bedelsiz olarak kira süresine eklenmesi, mevsim şartlarının gerektirdiği hâllerde kış lastiği ve talep hâlinde çocuk bağlama sistemi sağlanması da işletmenin yükümlülükleri arasında sayılmıştır.
Geçiş rejimi bakımından ise mevcut işletmelere yetki belgesi alınması için 1/7/2027, asgari taşıt ve nitelik şartlarının sağlanması ile platform yükümlülüklerinin uygulanması için 1/1/2028 tarihine kadar süre tanınmış; Bakanlığa bu süreleri birer yıla kadar uzatma yetkisi verilmiştir. Ayrıca yürürlük tarihinden önce platformlar ile işletmeler arasında kurulan sözleşmelerin 1/7/2027 tarihine kadar Yönetmeliğe uygun hâle getirilmeyen hükümlerinin geçersiz olacağı düzenlenmiştir.
IV. Tartışılması Muhtemel Hususlar
Yönetmeliğin bütününe hâkim olan koruyucu yaklaşım isabetli olmakla birlikte, uygulamada tartışma doğurabilecek ve ikincil düzenlemelerle açıklığa kavuşturulmasında yarar bulunan bazı başlıklar bulunmaktadır.
a) Kapsam dışı alanların yarattığı düzenleme arbitrajı riski. Paylaşımlı kiralamaların, uzun süreli kiralamaların ve tüketici olmayan kiracılarla yapılan kısa süreli kiralamaların kapsam dışında tutulması, bu alanların düzenleme dışı kalması sonucunu doğurabilir. Özellikle otuz günlük eşiğin hemen üzerinde kurgulanan sözleşmeler ile kiracının ticari sıfatının şeklen oluşturulduğu işlemler bakımından, kapsamdan çıkma amacıyla yapılan yapılandırmaların nasıl değerlendirileceği belirsizdir. Kanaatimizce burada işlemin gerçek mahiyetini esas alan bir yaklaşım benimsenmeli ve bu husus ikincil düzenlemeyle netleştirilmelidir.
b) “İşletme güvencesi” kavramının hukuki niteliği. Yönetmelikte “işletme güvencesi” ifadesine yer verilmekle birlikte, bu kavram tanımlar maddesinde tanımlanmamıştır. Söz konusu güvencenin bir sigorta teminatı mı, sözleşmesel bir taahhüt mü yoksa sui generis bir güvence mi olduğu; sigortacılık mevzuatı karşısındaki konumu ve işletmenin ödeme güçlüğüne düşmesi hâlinde kiracının hukuki durumunun ne olacağı açıklığa kavuşturulmalıdır.
c) Güvence yükümlülüğü ile kasko muafiyeti arasındaki ilişki. Bir yandan hasar kaynaklı mali sorumlulukların işletmece güvence altına alınması zorunlu tutulurken, diğer yandan sözleşmede kasko poliçesindeki muafiyet bedeline ve bu bedeli aşan tutarın hangi hâllerde kiracıdan talep edileceğine yer verilmesi öngörülmektedir. Muafiyet bedelinin kiracıya yansıtılıp yansıtılamayacağı, ilgili hükümlerin birlikte yorumlanmasını gerektirmektedir. Bu noktada tereddüde yer bırakmayacak bir açıklama uygulama birliği bakımından yararlı olacaktır.
d) Bağımsız ekspertiz zorunluluğunun işleyişi. Bağımsız ekspertiz raporu şartı, keyfî hasar taleplerinin önlenmesi bakımından son derece isabetlidir. Bununla birlikte “yetkili ve bağımsız ekspertiz” kavramının hangi ölçütlere göre belirleneceği, rapor masrafına kimin katlanacağı ve düşük tutarlı hasarlarda ölçülülüğün nasıl sağlanacağı hususları uygulamada tereddüt yaratabilir. Bir akreditasyon veya listeleme mekanizması öngörülmesi bu tereddütleri giderebilir.
e) Asgari filo şartının orantılılığı. Asgari taşıt sayısı şartının, şube adına yapılan başvurularda her bir şube için ayrıca sağlanmasının aranması, çok şubeli yapılar bakımından önemli bir sermaye yükü doğurmaktadır. Bu şartların, sektörde faaliyet gösteren küçük ölçekli esnaf işletmeleri ile bölgesel oyuncular üzerindeki etkisinin izlenmesi ve gerektiğinde Bakanlığa tanınan takdir yetkisinin bu yönde kullanılması yerinde olacaktır.
f) Mevcut personel bakımından mesleki yeterlilik belgesi. Geçiş hükümleri, hâlihazırda faaliyette bulunan işletmelerin sorumluları bakımından yaş, iflas ve adli sicil şartlarına ilişkin bazı alt bentleri istisna tutmakla birlikte, mesleki yeterlilik belgesi şartı için benzer bir muafiyet öngörmemektedir. Uzun yıllardır sektörde çalışan personelin belgelendirme kapasitesi ile sınav ve belgelendirme altyapısının öngörülen takvimde yeterli olup olmayacağı, geçiş sürecinin en kritik başlıklarından biridir.
g) Yaptırım rejiminin belirliliği. Yönetmelik hükümlerine aykırılık hâlinde 6563 sayılı Kanun’un 12 nci ve 6585 sayılı Kanun’un 18 inci maddelerindeki idari para cezalarının uygulanacağı belirtilmekle birlikte, hangi tür aykırılığın hangi kanun hükmü kapsamında değerlendirileceği metinden doğrudan anlaşılamamaktadır. Suç ve cezada kanunilik ilkesinin idari yaptırımlar bakımından da geçerli olan belirlilik boyutu dikkate alındığında, bu eşleştirmenin bir rehber veya ikincil düzenleme ile açıklığa kavuşturulması önerilebilir.
h) Yetki belgesi iptalinin kişisel sonuçları. Yönetmeliğe aykırılık nedeniyle yetki belgesi iptal edilen işletmenin yanı sıra, işletme sahibi ile temsile yetkili kişilerin sahibi veya temsilcisi olduğu diğer işletmelere de bir yıl süreyle yetki belgesi verilmemesi, caydırıcılık bakımından güçlü bir tedbirdir. Bu tedbirin, aykırılığın ağırlığıyla orantılı biçimde uygulanmasını sağlayacak kademelendirme ölçütlerinin belirlenmesi hukuki güvenlik açısından yararlı olacaktır.
ı) Hizmet bedellerine üst sınır getirme yetkisi. Bakanlığa, işletmelerce alınan hizmet bedellerinin üst sınırlarını belirleme yetkisi tanınmıştır. Bu yetkinin hangi ölçütler çerçevesinde ve hangi usulle kullanılacağının önceden öngörülebilir olması, sözleşme serbestisi ile piyasa düzenlemesi arasındaki dengenin korunması bakımından önem taşımaktadır.
i) Terminolojik ve teknik ayrıntılar. Geçiş hükümlerinde kimi yerde “Yönetmeliğin yürürlüğe girdiği tarih”, kimi yerde “Resmî Gazete’de yayımlandığı tarih” ölçütünün kullanılması, yayım ve yürürlük tarihleri arasında yaklaşık beş aylık bir süre bulunduğu dikkate alındığında, hangi işletmelerin kolaylıklardan yararlanacağı bakımından yorum farkı doğurabilir. Benzer şekilde, ön ödemeli rezervasyonlarda merkezî bir öneme sahip olan “segment” kavramının tanımlanmamış olması, eş değer veya alt segment taşıt tahsisine ilişkin uyuşmazlıklarda ölçüt sorunu yaratabilir.
V. Genel Değerlendirme ve Sonuç
Bir bütün olarak bakıldığında Yönetmeliğin, uzun süredir sektörün ve tüketicilerin gündeminde olan sorunlara isabetli bir teşhis koyduğu söylenebilir. Depozito iadesine süre bağlanması, hasar ispatının bağımsız ekspertiz şartına tabi tutulması, işletmeye bağlı raporların delil değerinin reddedilmesi, olağan yıpranma nedeniyle kesinti yapılamaması ve değer kaybı taleplerinin bir karara bağlanması, tüketici uyuşmazlıklarında yıllardır tartışılan noktaları normatif düzeye taşımaktadır. Elektronik platformların yükümlülük rejimine dâhil edilmesi ise dijitalleşen kiralama pratiğiyle uyumlu, ileriye dönük bir yaklaşımdır.
Aynı şekilde, yetki belgesi ve Bilgi Sistemi ekseninde kurulan yapı, kayıt dışılıkla mücadele ve haksız rekabetin önlenmesi bakımından güçlü bir altyapı sunmaktadır. Kurallara uygun faaliyet gösteren işletmeler bakımından bu düzenlemenin, maliyet artırıcı bir yük olmaktan çok, rekabetin eşit koşullarda yürütülmesini sağlayan bir koruma işlevi göreceği değerlendirilebilir.
Bununla birlikte, düzenlemenin başarısı büyük ölçüde uygulama aşamasında verilecek yanıtlara bağlı olacaktır. Yukarıda değinilen başlıklar arasında özellikle “işletme güvencesi” kavramının tanımlanması, güvence yükümlülüğü ile kasko muafiyeti arasındaki ilişkinin netleştirilmesi, bağımsız ekspertiz mekanizmasının işleyişinin somutlaştırılması, mesleki yeterlilik belgelendirme kapasitesinin geçiş takvimiyle uyumlu biçimde planlanması ve yaptırım rejiminin öngörülebilir hâle getirilmesi öncelikli görünmektedir. Bu hususların rehber, sıkça sorulan sorular veya tebliğ düzeyinde ele alınması, hem işletmelerin uyum maliyetini azaltacak hem de uyuşmazlık sayısını sınırlayacaktır.
Sonuç olarak Yönetmelik, motorlu kara taşıtı kiralama sektöründe kurumsallaşma yönünde atılmış önemli ve olumlu bir adımdır. Yürürlük tarihine kadar geçecek süre, hem kamu otoritesi hem de sektör paydaşları için verimli bir hazırlık dönemi olarak değerlendirilebilir. İşletmelerin bu dönemde sözleşme metinlerini, ön bilgilendirme ve rezervasyon süreçlerini, teslim ve iade belgelerini, hasar yönetimi ile sigorta yapılarını ve platformlarla akdettikleri aracılık sözleşmelerini gözden geçirmeleri; belgelendirme ve filo planlamasını erkenden başlatmaları büyük önem taşımaktadır.
Bu yazı yalnızca genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmış olup hukuki görüş veya danışmanlık niteliği taşımaz. Somut olaylara ilişkin değerlendirmelerde ilgili mevzuat hükümlerinin ve varsa ikincil düzenlemelerin güncel hâlinin esas alınması gerekir.

